KENDİNDEN VAZGEÇEN ADAM

0
19
kendinden vazgeçen asam

Can EMRE

KENDİNDEN VAZGEÇEN ADAM

Gece siyaha çalarken adam, yudumladıkça ağırlaşan bedeninin farkındaydı. Şarap damarlarında dolaşıyor, içini ısıtırken teninde ince bir üşüme bırakıyordu. Soğuk usul usul ısırıyordu.

“Vakit,” dedi içinden, “geç oldu.”

Yavaşça doğruldu. Altındaki çakıllar yerinden oynadı; gecenin sessizliğine küçük bir ses bıraktı. Deniz, önünde siyah bir örtü gibi uzanıyordu. Gökyüzünde dolunay vardı; yıldızlar silikleşmişti. Şişenin dibindeki son yudumu içti.

“Eyvallah.”

Hafif çakırkeyif bir hâlde sahilden ayrıldı. Dar Arnavut kaldırımlı sokaklara yöneldi. Ayakları yolu biliyordu; bedenini onlar taşıyordu. Rüzgâr sertleşmişti. Sokaklar ıssızdı; yalnızca rüzgârın sesi ve arada bir beliren kedi gölgesi… Adımlar hızlandı. Sonunda her zamanki mekânına vardı. Kapıyı itip içeri girdi. Boştu.

“Nasıl yani?” diye geçirdi içinden.

Barmen başını kaldırdı:

“Kapattık.”

“Neden?”

“Şarap bitti. Fırtına geliyor. Kuşlar bile uçtu. Artık gece simsiyah. Kalma burada.”

Adam durdu. Bir an düşündü.

“Devam etmeliyim,” dedi.

Dışarı çıktı. Rüzgâr bu kez daha sertti. Esip gürlüyor, yaklaşan fırtınanın habercisi oluyordu. Sanki kulağına eğilip fısıldıyordu:

“Fırtına çıkacak…”

Aldırmadı. Bu sokaklar tanıdıktı. Bu yalnızlık bildikti. Nice fırtına görmüştü. Ama rüzgâr susmadı:

“Her fırtına bir şey götürür.”

Adımlarını yavaşlatmadı ama içindeki ses büyüdü. Geçmiş, anılar, acılar, hüzünler, kayıplar… Hepsi birer dalga gibi vurdu.

İki yol vardı: Ya kalacak ya gidecekti.

Rüzgâr ve yağmur artık mekânın önündeydi. İlk damla düştü alnına. Sonra bir tane daha. Yağmur başladı. Kısa sürede şiddetlendi. Sırılsıklam oldu. Rüzgâr, yüzünü keser gibi esiyordu. Artık adımları ağırlaşmıştı. Direnci kırılıyordu.

“Uzaklaş…” dedi içindeki ses.

Bir anda bir taksi geçti. El etti. Durdu. Kendini zor atarak içeri girdi.

“Terminale,” dedi.

Camdan dışarı baktı. Yağmur sokakları dövüyordu. İçinden bir şeyler kopup orada kalıyordu. Yağmur sokakları yıkarken gözyaşları da gözlerini yakıyordu.

“Daha çok kalabilseydim…” diye geçirdi içinden.

“Daha çok sevseydim…”

“Bizi unutamadım.”

“Seni daha çok seviyorum diyerek haykırabilseydim.”

“Yapamadım. Üzgünüm, çok üzgünüm. Erken karar vermişim.”

Arabanın içinde şoföre,

“Hemen burada inmeliyim. Dur,” dedi.

“Borcum ne?” dedi adam.

“Ne borcu, beyefendi? Daha yeni bindiniz. Para istemem,” dedi şoför.

“Sağ ol.”

Şoför,

“Bir şey sorabilir miyim?” dedi.

“Tabii.”

“Neden bindiniz, neden hemen indiniz? Şimdi yağmurda sırılsıklam olacaksınız.”

“Burada kalmalıyım. Zaten ıslandığım kadar ıslandım.”

“Siz bilirsiniz.”

“İyi akşamlar, şoför bey.”

“İyi akşamlar.”

Adam arabanın arkasından bakarken yağmur iliklerine kadar işliyor, gözlerini yakan yaşlar şiddetlenip yağmur suyuna karışıyordu.

“Devam etmeliyim.”

Kendinden vazgeçen adam, yağmura rağmen yürüyerek az önce ayrıldığı mekâna doğru yavaş yavaş ilerliyordu.

“Devam etmeliyim.”

Bir an durdu. Salaş dükkâna on beş adım kala duvarda bir resim gördü. Resim ona konuşuyordu:

“Şarap bitti. Fırtına geliyor. Kuşlar bile uçtu. Artık gece simsiyah. Kalma burada.”

“Şarap bitti, biliyorum. Fırtına geliyor. Gece simsiyah. Hava soğuk, taşlar buz gibi ama ben bunların hepsini göze aldım.”

Resim:

“Nasıl yani?”

“Neden?” dedi resim.

“Bugün burayı yağmur, rüzgâr, fırtına yüzünden terk edersem bir daha geri dönemem.”

Durdu:

“Senden vazgeçemiyorum hâlâ.”

Elini siyah, kalın paltosunun sıcak cebine götürdü. Şimdi onu tutuyordu. Yavaşça dışarı çıkardı. Yağmurda ıslanmasını istemiyordu. İki eliyle tuttu. Yavaşça göğsüne doğru götürdü. Bu sırada arabanın muavini yavaşça omzuna dokundu.

“Beyefendi, geldik.”

Adam şaşkınlıkla,

“Zaman ne çabuk geçmiş. Teşekkür ederim,” dedi.

Elinde oğluyla gideceği Fenerbahçe maçına iki bilet vardı.

Fırtına geliyordu. Gece simsiyah­tı. Hava soğuk, taşlar buz gibiydi.

Ama kalpleri birdi.

Gördüğü rüya ise muhteşemdi…

Muhteşem.

canemregundem.com

 

TEILEN
Önceki İçerikKURT KAPANI KURULDU
Bağımsız, özgür, hiç bir kişi yada kurum ile nakdi, ayni yardım ilişkisi içinde olmayan, sadece özgür gazetecilik ve habercilik yapan, çevreye, doğaya ve canlı haklarına saygılı, gazetecilik anlayışı ile gündeme ışık tutmak için yola çıktım. Amacım sadece gazetecilik...